Size Bir Telefon Kadar Yakınız
Sakarya arabuluculuk hizmeti, bireylerin özgür iradeleriyle tercih ettikleri tarafsız ve uzman bir üçüncü kişinin yönetiminde özel hukuk uyuşmazlıklarının dava sürecine başvurmadan ya da dava açıldıktan sonra çözümünde kullanılan etkili bir yöntemdir. Bu hukuki uygulama, uyuşmazlığın mahkeme dışında hızlı ve kesin bir biçimde çözülmesini hedeflemektedir.
Bu hizmet, zorunlu ve ihtiyari arabuluculuk olmak üzere iki temel kategoride sınıflandırılmaktadır. Zorunlu arabuluculuk, yasal düzenlemelerle belirlenen durumlarda uygulanmaktadır. İhtiyari arabuluculuk ise tarafların kendi iradeleriyle başvuru yapacakları bir yöntem olarak ön plana çıkmaktadır. Bu ayrım, arabuluculuğun etkinliği ve uygulanabilirliği açısından önemli bir ayrıntıyı temsil etmektedir.
Bazı uyuşmazlıkların mahkemeye taşınması öncesinde tarafların arabulucuya başvurması zorunlu bir hâle gelmektedir. Mecburi arabuluculuk süreci, belirli uyuşmazlıklar için dava açılabilmesi için gereklidir. Dolayısıyla arabulucuya başvurulmadan yapılan dava başvuruları, dava açma şartlarının sağlanmaması nedeniyle reddedilecektir. Özellikle ticari davalar ve iş davaları kapsamında yer alan talepler arasında kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı bulunmaktadır. Fazla mesai ücretleri, çalışan maaşları gibi konular da zorunlu arabuluculuk kapsamına dahil edilmiştir.
İhtiyari arabuluculuk, tarafların dava açmadan önce tercihen bir arabulucuya başvurarak uyuşmazlıklarını çözümlemeleri anlamına gelmektedir. Taraflar, özel hukuk uyuşmazlıklarıyla ilgili olarak istedikleri zaman ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurabilmektedirler.
Suç teşkil eden eylemlerle ilgili uyuşmazlıklar ise “Ceza Muhakemesi Kanunu” kapsamında değerlendirilmektedir. Bu tür durumlarda uzlaştırma/uzlaşma hükümleri uygulanmaktadır. Bu işlem, her savcılık bünyesinde bulunan uzlaştırma büroları tarafından gerçekleştirilmektedir.
Arabulucu, temelde hukuk fakültesi mezunu olup, en az 5 yıllık deneyime sahip kişilerdir. Arabuluculuk Kanunu’nun 20. maddesine göre arabulucuların, iletişim ve müzakere teknikleri konusunda uzmanlık eğitimi almış olmaları gerekmektedir. Aynı zamanda halk arasında “arabulucu avukat” şeklinde de anılan avukatlar da arabulucu olarak görev alabilmektedirler. Arabulucular, hukuk fakültesi mezuniyetlerini takiben arabuluculuk faaliyetleriyle ilgili temel bilgi ve becerilerin yanı sıra iletişim teknikleri, müzakere taktikleri, uyuşmazlık çözüm yöntemleri, davranış psikolojisi gibi konularda teorik ve pratik eğitimler almaktadırlar.
Arabuluculuk sınavı ise arabulucuların mesleki yeterliliklerinin ölçülmesinde önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Arabuluculuk sınavını başarıyla tamamlayan adaylar, arabuluculuk faaliyetlerini yürütebilmek adına Adalet Bakanlığı’nın arabuluculuk listesine kayıt yaptırmak mecburiyetindedirler. Adalet Bakanlığı tarafından tutulan arabuluculuk listesinde yer alan kişiler arabuluculuk faaliyetlerini icra edebilme yetkisine sahiptirler.
İş Hukuku bağlamında işçi ve işveren arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde 01.01.2018 tarihinden itibaren Zorunlu Arabuluculuk yöntemi benimsenmiştir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca, işçi ve işveren arasındaki yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, maaş gibi işçilik alacakları ile ihbar tazminatı, kıdem tazminatı gibi tazminatlardan kaynaklanan anlaşmazlıkların çözümü için öncelikle arabulucuya başvurulması gerekmektedir. Bu adımı atlamak, iş mahkemesinde açılan iş davalarının usulden reddedilmesine neden olacaktır.
Taraflar, arabulucu üzerinde anlaşamadıkları takdirde bulundukları adliyede yer alan “arabuluculuk merkezi” listesinden seçecekleri bir arabulucu aracılığıyla uyuşmazlığı çözüme kavuştururlar. Arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığı durumlarda ise taraflar, iki hafta içerisinde iş mahkemesinde dava açma hakkına sahiptir.
Özellikle işe iade davalarında işçinin işe geri dönme talebinde bulunmadan önce arabulucuya başvurması zorunludur. Arabuluculuk faaliyeti sonucunda tarafların anlaşmaya varmaları halinde işe başlatma tarihi, ücret ve diğer hakların parasal miktarı, işçinin işe başlamaması durumunda tazminat miktarı gibi unsurlar belirlenmektedir. Bu anlaşmaların ise yazılı bir hâle getirilmesi gerekmektedir. Asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcutsa işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda her iki işverenin de arabuluculuk görüşmelerine katılması ve iradelerinin uyumlu olması gerekmektedir.
Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi işçi alacakları ile fazla çalışma (mesai) ücreti talepleri de zorunlu arabuluculuk sürecinden geçmektedir. Benzer şekilde yıllık ücretli izin, maaş, genel tatil ve bayram tatili ücretleri gibi konularda da dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması gerekmektedir. Ayrıca işçi ve işveren arasındaki hakaret gibi durumlardan kaynaklanan tazminat talepleri de zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. İşyerindeki iş malzemelerine ya da mallara verilen zararlardan doğan uyuşmazlıklar da arabuluculuk yoluyla çözülmelidir.
Sakarya arabuluculuk hizmeti sonucunda anlaşmaya varılması durumunda, taraflarca ödenmesi gereken zaruri giderler anlaşmaya göre taraflarca karşılanmaktadır. Anlaşma sağlanamaması durumunda ise Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmak üzere giderler ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmektedir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/16 gereğince arabuluculuk bürosu tarafından yapılan bu giderler belirli bir düzenlemeye tabidir.
Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk Hizmetleri
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/a maddesine göre ticari davaların seyrini belirleyen emredici bir düzenleme bulunmaktadır. Bu hükme göre, 4. madde kapsamında yer alan tüm ticari davalar ile özel kanunlarda öngörülen ticari nitelikteki davalarda, öncelikli olarak tarafların bir miktar paranın ödenmesi talebine ilişkin alacak ve tazminat istemlerinde dava açmadan önce arabuluculuk sürecine başvurulması zorunludur. Bu tip davalarda doğrudan asliye ticaret mahkemesine başvurulması hususunda arabulucuya başvurma şartı kesinlik arz etmektedir.
Sakarya arabuluculuk hizmeti, başvurunun arabulucuya iletildiği tarihten itibaren altı hafta içerisinde sonuçlandırılması gereken bir aşamadır. Ancak bu süre, zorunlu durumlarda arabulucu tarafından en fazla iki hafta daha uzatılabilmektedir. Bu bağlamda arabuluculuk süreci taraflar arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Hukuki süreçlerin daha verimli bir şekilde yürütülmesine katkı sağlamaktadır.
İşçi ve işveren arasında anlaşmazlık durumunda arabuluculuk süreci Türkiye’de iş hukuku uyuşmazlıklarının çözümünde önemli bir adımı oluşturmaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kapsamında zorunlu arabuluculuk süreci belirlenmiş olup, bu süreçte başvuru adımları ve yetki durumları hassasiyetle belirlenmiştir. Zorunlu arabuluculuk başvuruları, işçi ya da işveren tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Bu bağlamda işçi başvuruları işverenin ikametgahının ya da işin yapıldığı yerin arabuluculuk bürosuna yapılırken, işveren başvuruları da işçinin ikametgahının ya da işin yapıldığı yerin arabuluculuk bürosuna yönlendirilmektedir.
Arabuluculuk bürosu olmayan adliyelerde ise arabuluculuk bürosunun görevi, “Sulh Hukuk Mahkemesi” tarafından yürütülmektedir. Bu aşamada arabuluculuk bürosu, uyuşmazlığı çözmek amacıyla yetkili bir arabulucuyu görevlendirmektedir. Ancak arabulucu tarafından yapılan görevlendirmenin yetkili olup olmadığına ilişkin itirazlar da söz konusu olabilmektedir. Karşı tarafın ilk toplantıda yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgeleri sunarak arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz etmesi halinde arabulucu derhal ilgili sulh hukuk mahkemesine dosyayı gönderir.
Mahkeme, dosya üzerinden yapacağı detaylı inceleme sonucunda yetkili büroyu kesin olarak belirlemektedir. Ayrıca dosyayı da büroya iade etmektedir. Bu karar, arabuluculuk bürosu tarafından taraflara tebliğ edilmektedir. Yetki itirazının reddedilmesi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilmektedir. Yetki itirazının kabul edilmesi halinde tarafların bir hafta içinde yetkili büroya başvurabileceği önemle vurgulanır. Bu durumda, yetkisiz büroya yapılan başvuru tarihi, yetkili büroya başvuru tarihi olarak kabul edilmektedir. Yetkili büro, yeniden arabulucu görevlendirme sürecini başlatmaktadır.
İş sözleşmelerinden doğan haklara ilişkin olarak yürürlükte olan hükümler çerçevesinde, belirli tazminat ve ücretler için uygulanan zamanaşımı süresi mevcuttur. Bu süre, 4857 sayılı İş Kanunu’nun ilgili ek maddesi gereğince beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda çalışanların yıllık izin ücretleri, kıdem tazminatları, iş sözleşmelerinin bildirim şartlarına uyulmaksızın feshedilmesinden kaynaklanan ihbar tazminatları, kötü niyet tazminatları ve iş sözleşmelerinin eşit davranma ilkesine aykırı şekilde sonlandırılmasından kaynaklanan tazminatlar, beş yıllık süre zarfında talep edilebilmektedir.
Arabuluculuk süreci ise uyuşmazlıkların çözümünde kullanılan etkili bir yöntemdir. Ayrıca sürecin işleyişi konusunda da önemli bir husus teşkil etmektedir. Sakarya arabuluculuk bürosuna yapılan başvurular sonucunda tutanakların düzenlendiği tarih itibarıyla zamanaşımı süresi durmakta ve hak düşürücü süre işlememektedir. Ancak uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözülemediğine dair son tutanağın düzenlendiği tarihte zamanaşımı süresi yeniden başlamaktadır. Bu durum, ilgili tarafların haklarını korumak adına dikkate alınması gereken bir husustur.
Sakarya arabuluculuk hizmeti, iş hukuku uyuşmazlıklarının çözümünde kritik bir adımdır. Katılım yükümlülüğüne sahip taraflar için önem arz eder. Kanunlarımızca belirlenen 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3/18 maddesi çerçevesinde, arabuluculuk görüşmeleri, tarafların bizzat kanuni temsilcileri ya da yetkilendirdikleri avukatları aracılığıyla gerçekleştirilebilmektedir. İşverenin yetkilendirdiği çalışanları da işvereni temsil ederek bu süreçte etkin bir rol üstlenebilmektedirler. Ayrıca son tutanağı da imzalayabilmektedirler.
Ancak her iki tarafın da belirlenen ilk toplantıya katılma yükümlülüğü bulunmaktadır. İlk toplantıya geçerli bir mazeret sunmadan katılmayan taraf, arabuluculuk sürecinin sona ermesine neden olursa bu durum son tutanakta kayıt altına alınmaktadır. Bu durumda ilerleyen süreçte iş mahkemesinde açılacak davalarda toplantıya katılmayan taraf, hakkaniyet dahi gösterse dahi yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulacaktır. Bu giderler, dava avukatlık ücretleri, harçlar, bilirkişi masrafları gibi masrafları içermektedir. Ayrıca katılmayan taraf lehine avukatlık vekalet ücreti talep edilemeyecektir.
Öte yandan her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sonucunda arabuluculuk sürecinin sona ermesi halinde, taraflar kendi yargılama giderlerini kendileri karşılayacaktır. Bu durumda her bir taraf kendi masraflarını ve harçlarını üstlenecektir. Ayrıca haklı bulunan taraf lehine yasal avukatlık ücretine hükmedilebilecektir. Bu kapsamda arabuluculuk sürecine katılımın ve bu sürecin sonuçlarının taraflar açısından ciddi sonuçlar doğuracağı da unutulmamalıdır.
Arabuluculuk sürecinin başarısız olduğu durumlarda tarafların anlaşamadığı bir uyuşmazlıkta iş mahkemesine başvurma hakkı vardır. Davacı, uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözülemediğini kanıtlayan son tutanağın ya da bu tutanağın bir örneğinin iş mahkemesine sunulduğu dava dilekçesini hazırlamalıdır.
Eğer arabuluculuk hizmeti sonucuyla ilgili tutanak dava dilekçesine eklenmezse, iş mahkemesi davacıya son tutanağın bir haftalık kesin sürede mahkemeye ibraz edilmesi gerektiği yönünde açık bir uyarıda bulunur. Aksi takdirde davanın reddedileceği belirtilmektedir. Mahkemenin ihtarı dikkate alınmazsa dava dilekçesi karşı tarafa gönderilmeden dava usulden reddedilmektedir.
Zorunlu arabuluculuk düzenlemesi dışında özel hukuk uyuşmazlıklarının tarafları, serbest iradeleri doğrultusunda arabulucuya başvurma imkânına sahiptir. Arabuluculuk yasası kapsamında tarafların elverişli gördükleri tüm özel hukuk meseleleri ve davalara yönelik çözüm arayışları desteklenmektedir. (Arabuluculuk Kanunu md.1/2).
Tarafların serbestçe müdahale edeceği uyuşmazlıklar, genel anlamda kamusal düzeni etkilemeyen, sadece tarafları ilgilendiren durumlardır. Ayrıca kamu kurumlarının haklarını ihlal etmeyen nitelikteki uyuşmazlıkları da içermektedir. Örneğin; iş hukuku çerçevesinde kıdem tazminatı arabuluculuk sürecine tabi tutulabilirken hizmet tespiti davası gibi konular bu kapsamın dışında kalır. Çünkü hizmet tespiti davası, bireyin sosyal güvenlik hakları yanı sıra kamu idaresinin bazı haklarını (örneğin prim ödemeleri gibi) etkileyecek nitelikte bulunmaktadır.
Serbest iradeye dayalı ve Sakarya arabuluculuk hizmeti ile çözülecek bazı dava ve iş türleri şu şekilde sıralanabilir:
Tarafların serbestçe tasarruf edemeyecekleri hukuki konularla ilgili anlaşmazlıklar arabuluculuk hizmeti ile çözülememektedir. Bu tür anlaşmazlıklar kamu hukukundan kaynaklanmaktadır. Ayrıca aile hukuku gibi özel hukuk alanlarına ilişkin bazı hukuki sorunlar da arabuluculuk yoluyla çözülememektedir.
Önemle vurgulamak gerekir ki, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre uzlaşma kapsamında olan bir suçla ilgili anlaşmazlıklar da arabuluculuk kanunu kapsamında değildir. Bu tür anlaşmazlıklar için, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre uzlaşma yoluna başvurulmalıdır. Tüm anlaşmazlıklar savcılıklara bağlı uzlaşma büroları tarafından çözülmelidir.
Tarafların arabulucuya başvuramayacağı diğer anlaşmazlık türleri ise aşağıda yer almaktadır:
Uyuşmazlığın tarafları, yasal çerçevede 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu’nun 13. maddesi tarafından sağlanan imkânlardan yararlanabilmektedir. Dava açmadan önce ya da dava süreci devam ederken arabulucuya başvurma yolunda bir araya gelebilirler. Bu kanun hükmü, tarafların anlaşması durumunda her aşamada arabuluculuk hizmetlerinden faydalanabileceklerini açıkça ortaya koymaktadır.
Mahkemeler de dava sürecinde tarafları arabulucuya yönlendirme ya da teşvik etme yetkisine sahiptir. Taraflardan biri dava açılmadan önce ya da dava süreci başladıktan sonra diğer tarafa arabulucuya başvurma önerisinde bulunabilir. Bu öneri, 30 gün içinde olumlu yanıt almadığı takdirde reddedilmiş sayılmaktadır.
Dava süreci devam ederken tarafların birlikte arabulucuya gitme niyetlerini beyan etmeleri gerekir. Bu durumda mahkeme yargılamayı üç ayı aşmayacak şekilde erteleyebilir. Ayrıca tarafların mahkemeye birlikte yeniden başvurması durumunda bu süre üç aya kadar uzatılabilmektedir.
Arabulucular, hizmetlerinin karşılığında belirli bir ücret talep etme hakkına sahiptirler (Arabuluculuk Kanunu md.7). Taraflar herhangi bir anlaşma sağlamamışsa arabulucunun ücreti, faaliyetin sona erdiği tarihte geçerli olan Arabulucu Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenmektedir.
Arabulucunun ücreti ve diğer tüm masraflar, taraflar arasında aksi bir anlaşma yoksa eşit şekilde paylaşılmalıdır. Örneğin; para ile ölçülebilen anlaşmazlıklarda her iki tarafın da eşit olarak ödediği, uyuşmazlık miktarının yüzde 6’sı kadar bir oranda başlayan bir arabuluculuk ücreti bulunmaktadır. Bu oran, taraflar arasında eşit bir şekilde paylaşılmalıdır.
Bu süreçte yaşanan gizlilik, tarafların güvenini koruma amacı taşımaktadır. Bu sebeple taraflar arabuluculuk hizmeti sonucunda anlaşamadıklarında, beyanlar ve belgeler mahkemelerde delil olarak kullanılamamaktadır. Taraflar, arabuluculuk hizmetinde ortaya konan belgeleri hukuk davasında delil olarak sunamaz. Ayrıca bu konular hakkında tanıklık yapamaz. Bu yasak, beyan ya da belgenin formuna bakılmaksızın uygulanmaktadır.
Mahkeme, Sakarya arabuluculuk sürecinde ortaya çıkan beyan veya belgelerin açıklanmasını isteyemez. Beyan ve belgeler, arabuluculuk yasasına aykırı bir şekilde sunulmuş olabilirler. Böyle bir durumda dahi mahkeme tarafından hükme esas alınamaz. Bu unsurlar göz önünde bulundurularak arabuluculuk sürecinin sağladığı gizlilik ve güven ortamı korunmaya devam etmektedir.
Sakarya arabuluculuk avukatı olarak müvekkillerime çeşitli hizmetler sağlamaktayım. Bu hizmetler, kapsamlı hukuki danışmanlık, arabuluculuk ve gerektiğinde profesyonel temsil gibi alanları kapsamaktadır. Amacım, müvekkillerimin haklarını korumak ve en iyi sonuçları elde etmelerini sağlamaktır.

Avukat · Arabulucu · Hukuk Bürosu Kurucusu
Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Av. Muhammed Ferhan; gayrimenkul hukuku, miras davaları, icra iflas hukuku, boşanma davaları ve arabuluculuk alanlarında Sakarya'da müvekkillerine güvenilir hukuki destek sunmaktadır.
Av. Muhammed Ferhan HakkındaHukuki konular hakkında derinlemesine bilgi almak için sizin için özenle hazırladığımız yazılarımızı okuyun.
Bir borçlu, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazını yakınlarına devrediyor ya da banka hesaplarını boşaltıyorsa hukuk bu duruma kayıtsız…
Muvazaa, tarafların gerçek iradelerini gizleyerek üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla yaptıkları görünürde bir hukuki işlemi tanımlar. Türk hukukunda en…
Resmi belgede sahtecilik, Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suç kategorileri arasında yer alır ve kamu güvenini doğrudan zedeleyen…