Tapusuz taşınmazların devri, Türk hukukunda en çok karışıklığa yol açan gayrimenkul hukuku meselelerinden biridir. Tapu belgesi olmadan bir yer satın aldığınızda ya da devrettiğinizde, tapulu taşınmazlardaki kurallar tamamen işlemez hale gelir ve farklı bir hukuki çerçeve devreye girer. Bu makalede, tapusuz taşınmazın hukuken ne anlama geldiğini, devrin nasıl gerçekleştiğini ve mülkiyeti kazanmak için hangi şartların bir arada sağlanması gerektiğini, güncel Yargıtay kararları ışığında ele alıyoruz.
Tapusuz Taşınmaz Nedir?
Tapusuz taşınmaz, herhangi bir kadastro veya tapulama işlemine konu olmamış, tapu müdürlüğü nezdinde herhangi bir kaydı bulunmayan taşınmazları ifade eder. Kısaca söylemek gerekirse: devletin gözünde resmi bir sahibi henüz belirlenmemiş yerdir.
Özellikle kırsal alanlarda veya kadastro görmemiş bölgelerde eskiden kalma bazı araziler tapuya kaydedilmemiş olabilir. Tapusuz bir taşınmaz, hukuken sahipsiz yani devletin hüküm ve tasarrufu altında kabul edilir, çünkü özel mülkiyet kaydı yoktur.
Tapusuz Taşınmaz Devri Mümkün mü?
Mümkündür, ancak devrin kapsamını iyi anlamak gerekir. Kanun önünde tapusuz taşınmazlar, satış ve devir bakımından taşınır mal hükmünde kabul edilir. Bu, pratikte şu anlama gelir: cebinizdeki telefonu devretmekle tapusuz bir araziyi devretmek arasında temel kurallar açısından fark yoktur.
Peki bu devir size mülkiyet hakkı kazandırır mı? Hayır. Mülkiyet hakkına sahip olmayan kişilerin yaptığı sözleşmeler, mülkiyet hakkını değil zilyetlik hakkını yani fiili hakimiyeti geçirir. Dolayısıyla tapusuz bir yeri “satın aldım” demek, yalnızca o yeri fiilen kullanma hakkını devraldığınız anlamına gelir. Mülkiyet ancak tapu tesciliyle kazanılır.
Tapusuz Taşınmazlar: Zilyetlik ve Devir Arasındaki Fark
Bu iki kavram birbirine karıştırıldığında ciddi hak kayıpları yaşanır. Zilyetlik, bir taşınmaz üzerindeki fiili egemenlik; mülkiyet ise hukuki sahiplik demektir. Bir taşınmazın zilyedi olan kişi her zaman maliki olmayabilir. Ancak hukuk sistemi uzun süreli ve sorunsuz kullanımları korur.
Devir yapıldığında yalnızca bu fiili egemenlik el değiştirir. Mülkiyetin resmi olarak kazanılması için ilerleyen süreçte tapu tescil davası açılması gerekir.
Tapusuz Taşınmazlarda Yargıtay Kararları
Yargıtay tarafından verilmiş ve yerleşik hale gelmiş birçok kararda, tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların devrinin menkul mallarda olduğu gibi zilyetliğin alacaklıya devri yoluyla gerçekleştirileceği ifade edilmiştir. Söz konusu tapusuz taşınmazın devri resmi şekle bağlı olmadığı gibi bu taşınmazın devrine ilişkin ispat da herhangi bir şarta bağlı değildir.
Bunun yanında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/871 Esas, 2024/286 Karar sayılı kararı, zilyetlik devrinde ispat yükünün önemini bir kez daha vurgulamıştır. Kararda tapusuz taşınmazlarda mülkiyetin zilyetliğin devri ile intikal edeceğinin kural olduğu ve tapusuz taşınmazlarda zilyetliğin mülkiyetin karinesi işlevi gördüğü açıkça ortaya konmuştur.
Tapusuz Taşınmazların Devir Yöntemleri
Zilyetlik doğrudan devredilebileceği gibi dolaylı olarak da devredilebilir. Zilyetliğin doğrudan devri, söz konusu eşyanın hâkimiyetinin doğrudan devredilmesidir. Dolaylı devir ise eşyayı fiilen devretmemekle birlikte eşya üzerindeki hâkimiyetin devredilmesidir.
Doğrudan Teslim
En basit yöntem budur. Taşınmazın fiziksel olarak karşı tarafa bırakılması, anahtarının teslim edilmesi ya da arazinin sınırları gösterilerek fiilen devredilmesi bu kapsamdadır. Taşınmaz mallar bakımından anahtarın devredilmesi, araçların devri yoluyla zilyetliğin devredilmesini sağlar. Yüzölçümü büyük arazilerde çoğunlukla sınır gösterimi ve karşılıklı tanık huzurunda tutanak tutulması tercih edilir.
Hükmen Teslim ve Zilyetlik Sözleşmesi ile Devir
Taşınmazın fiziksel olarak teslim edilmediği, ancak taraflar arasındaki bir sözleşmeyle fiili hakimiyetin devredildiği yöntemdir. Devredilen eşya o sırada alıcının eline teslim edilmemiş olsa da taraflar arasında yapılan sözleşme gereği eşya üzerindeki fiili hâkimiyet alıcıya devredilmektedir. Örneğin bir yere bırakılan eşyanın bırakılan yerden alınmasına dair onay verilmesi, zilyetlik sözleşmesi yoluyla zilyetliğin devrini sağlar.
Zilyetliğin Havalesi (Üçüncü Kişi Üzerinden Devir)
Zilyetliğin temsilci aracılığıyla devri, zilyetliğin dolaylı yoldan kazanılmasına dair usullerdendir. Burada zilyetliği devralan kişi, söz konusu eşyayı doğrudan devralmamakta ve bir temsilcinin aracılığıyla devir gerçekleşmektedir. Taşınmazın satıcıdan doğrudan alıcıya değil, alıcının vekiline bırakılması bu yönteme örnek gösterilebilir.
Zilyetlik Yoluyla Mülkiyet Kazanmanın Şartları (Tapu Tescil Davası)
Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Bu hakkın kullanılabilmesi için dört temel şartın birlikte gerçekleşmiş olması gerekir.
1. Şart: Taşınmazın Özel Mülkiyete Elverişli Olması
Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zamanaşımına dayanılarak kazanılabilmesi için taşınmazın özel mülkiyete elverişli olması, zamanaşımı ile kazanılmasını yasaklayan bir kanun hükmünün bulunmaması ve taşınmazın kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazlardan olmaması gerekir. Orman vasfı taşıyan ya da kıyı şeridi kapsamındaki taşınmazlar bu yoldan edinilemez.
2. Şart: Davasız ve Çekişmesiz Kullanım
Bu şart, zilyet ile taşınmazda hak iddia eden malik arasında bir istihkak davasının kabul ile sonuçlanmamış olmasını ifade eder. Çekişmesiz bir elde bulundurma söz konusu değilse zilyedin taşınmaza yönelik tapu kaydı oluşturulmaz. Hakkınızda kullanımınızı engelleyecek bir dava başlatılmışsa davasızlık şartı o andan itibaren bozulur.
3. Şart: Aralıksız 20 Yıl Süreyle Zilyetlik
Davasız ve aralıksız 20 yıl malik sıfatıyla elde bulundurma, maddi hukuka ilişkin hak oluşmasına dair öngörülen süredir. Söz konusu 20 yılın aralıklı süreler ile tamamlanması davanın ret sebeplerinden biridir. Önemli bir ayrıntı da şudur: taşınmaz davacıdan önce başkasının zilyetliğinde ise bu süreler 20 yılın içine eklenebilir.
4. Şart: Malik Sıfatıyla Zilyet Olma
Bir tarlanın kiracısı ya da ortakçısı olarak yıllarca kullanmak, mülkiyet hakkı kazandırmaz. Zilyedi olduğu taşınmaz için kira bedeli veya kendiliğinden ecrimisil ödeyen zilyedin malik sıfatıyla zilyet olduğundan bahsedilemez. Taşınmazın etrafının çevrilmesi, üzerine yapı yapılması ya da ağaçlandırılması, malik sıfatıyla kullanımın en somut göstergelerindendir. Zilyetliğin kanıtlanmasında bilirkişi raporu yeterli olmaz, kesin suretle tanık beyanlarına başvurulur.
Tapusuz Taşınmaz Devrinde Sık Karşılaşılan Riskler ve Hatalar
Tapusuz taşınmaz alım-satımlarında yapılan hatalar, yıllarca süren dava süreçlerine ve ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Uygulamada en çok karşılaşılan riskler şunlardır:
| Risk / Hata | Açıklama | Sonucu |
| Çifte devir | Satıcının aynı yeri birden fazla kişiye devretmesi | Tapu tescili yapılamaz, hukuki uyuşmazlık |
| Aralıklı zilyetlik | 20 yıllık kullanımın kesintiye uğraması | Kazandırıcı zamanaşımı işlemez |
| Malik sıfatsız kullanım | Kiracı/ortakçı sıfatıyla kullanım | Tescil davası reddedilir |
| İspat yetersizliği | Tanık bulunamaması ya da zayıf tanıklık | Zilyetlik kanıtlanamaz |
| Orman/kıyı alanı | Özel mülkiyete elverişli olmayan alan | Kazanım hukuken imkânsız |
Mülkiyet hakkına sahip olmayan kişilerin yaptığı sözleşmeler, mülkiyet hakkını değil zilyetlik hakkını geçirir. Satıcı, kullanım hakkını size devrettikten yıllar sonra aynı yeri başka birine devretmeye kalkabilir. Bu nedenle zilyetliği devraldığınız andan itibaren taşınmaz üzerindeki fiili hakimiyeti somut biçimde ortaya koymanız ve yazılı bir zilyetlik devir sözleşmesi yapmanız, ilerleyen dönemdeki ispat yükünüzü doğrudan etkiler.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Tapusuz yerin vergisi ödeniyorsa mülkiyet benim midir?
Hayır. Sadece emlak vergisi ödemek, o yerin mülkiyetini size otomatik olarak geçirmez. Ortada bir sicil olmadığı için hak sahipliği ancak zilyetlik üzerinden tartışılabilir. Vergi ödemesi, fiili kullanımın bir göstergesi olarak mahkemede delil niteliği taşıyabilir, ancak tek başına mülkiyet hakkı kazandırmaz.
Muhtar senedi ile yapılan devir geçerli mi?
Her türlü delille ispat yapılabilir. Bununla birlikte deneyimler, yazılı bir zilyetlik devir sözleşmesinin ispat yükünü hafifletmek için her zaman en güvenilir yol olduğunu göstermektedir. Muhtar senedi, zilyetlik devrini belgeleyen yazılı bir belge olarak değerlendirilebilir ve mahkemede delil olarak kabul görebilir. Bu senedin mülkiyet hakkı doğurduğu anlamına gelmez. Tapusuz taşınmazın devri, resmi şekil şartına bağlı olmasa da mülkiyetin kazanılması yine de tapu tescil davasına bağlıdır.
Tapusuz bir taşınmazın hukuki sürecini doğru yönetmek, hem devir aşamasında hem de tescil davasında uzman bir avukattan destek almayı gerektirir. Yanlış atılan tek bir adım, 20 yıllık zilyetliği dahi sonuçsuz bırakabilir.

Av. Muhammed Ferhan
Avukat · Arabulucu · Hukuk Bürosu Kurucusu
Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Av. Muhammed Ferhan; gayrimenkul hukuku, miras davaları, icra iflas hukuku, boşanma davaları ve arabuluculuk alanlarında Sakarya'da müvekkillerine güvenilir hukuki destek sunmaktadır.
Av. Muhammed Ferhan Hakkında






