Elinde yıllardır kullandığı bir tarla ya da arazi olan, üstelik vergisini de düzenli ödeyen binlerce kişi aslında hukuki anlamda o yerin sahibi değildir. Tapusuz taşınmazlarda mülkiyet, fiili kullanımla değil; kanunda belirlenmiş koşulların tamamlanmasıyla kazanılır. Bu makalede, tapusuz taşınmazlarda mülkiyet edinmenin yasal yollarını, şartlarını ve pratikte nelere dikkat etmek gerektiğini ele alıyoruz.
Tapusuz Taşınmazda Mülkiyet Nasıl Kazanılır?
Türk hukukunda taşınmaz mülkiyeti kural olarak tescille kazanılır. Ancak tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar için bu kural işlemez. Bu tür yerler, hukuki bir tescil olmaksızın devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılır.
Tapusuz bir taşınmaz üzerinde mülkiyet kazanmanın iki temel yolu vardır: olağanüstü zamanaşımı ve imar-ihya. Her ikisi de belirli koşulların eksiksiz karşılanmasını gerektirir. Yalnızca yıllarca kullanmak ya da emlak vergisi ödemek bu hakkı kazandırmaz. Mirasçılar arasında sözel paylaşım yapılmış olması da hukuki açıdan bir mülkiyet belgesi sayılmaz.
Peki hangi yöntem hangi taşınmaz için geçerli? Bunun cevabı büyük ölçüde taşınmazın niteliğine ve üzerinde gerçekleştirilen kullanıma bağlıdır.
Tapusuz Mülk Edinmenin Yasal Dayanakları Nelerdir?
Türk hukukunda tapusuz taşınmazlarda mülkiyet edinmenin iki temel yasal dayanağı vardır. Bunları doğru anlamak, hem hangi yolun izleneceğini hem de dava sürecinde nelerin ispat edileceğini belirler.
TMK Madde 713 Kapsamında Genel Şartlar
Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesi; tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişiye, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tescilini isteme hakkı tanır.
Bu düzenleme, TMK’nın 705. maddesindeki “tapulu taşınmaz mülkiyeti tescille kazanılır” kuralının bir istisnasını oluşturur. Olağanüstü zamanaşımında iyiniyet aranmaz; zilyedin başlangıçta kötü niyetli olması bile 20 yıllık süreyi tamamlaması durumunda mülkiyet kazanmasına engel değildir.
Tescil davası Hazine’ye ve ilgili kamu tüzel kişilerine ya da tapuda malik görünen kişinin mirasçılarına karşı açılır. Mahkeme davayı gazete ilanı ve taşınmazın bulunduğu yerde en az üç ilan yoluyla duyurur. Son ilandan itibaren üç ay içinde itiraz gelmezse veya itiraz reddedilirse hâkim tescile karar verir.
3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun Getirdiği Özel Düzenlemeler
Taşınmaz mülkiyetinin olağanüstü zamanaşımıyla kazanılması hem tapulu hem de tapusuz taşınmazlar açısından düzenlenmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, TMK m. 713 ile birlikte uygulanmakta; kadastro çalışma alanları bakımından özel bir düzenleme olarak genel hüküm niteliği kazanmaktadır.
Kadastro Kanunu’nun 14. maddesine göre tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan taşınmazlar için; çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle, bilirkişi ya da tanık beyanlarıyla ispat eden zilyet adına tespit yapılır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan ve dikkat edilmesi gereken üç nokta şunlardır:
- Eski hukuktan gelen yoklama defterleri, aktarılmamış şer’i mahkeme hüccetleri ve hazine-i hassa defterleri de tapusuz taşınmaz belgesi sayılır; bu nedenle atalardan kalan belgelerin hukuki değeri ayrıca incelenmelidir.
- Yalnızca yevmiye defterine yapılan kayıtlar olağanüstü zamanaşımını engellemez; taşınmaz tapusuz olarak değerlendirilmeye devam eder.
- Kadastro tespitinin yapılmasıyla birlikte önceki zilyetlik kesintiye uğrar; bu tarihten itibaren 20 yıllık süre yeniden başlar.
Olağanüstü Zamanaşımı ile Mülk Edinmenin Şartları Nelerdir?
1. Malik Sıfatıyla Zilyetlik
Taşınmazı fiilen elinde bulundurmak tek başına yeterli değildir. Mülkiyeti kazanabilmek için kişinin taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla hareket etmesi, yani başka birinin malik olmasını tanımadan kendisi malikmiş gibi davranması gerekir. Bir taşınmazı kiracı ya da izin alarak kullanan kişi, bu kullanım biçimiyle zamanaşımı yoluyla mülkiyet kazanamaz.
2. Süre Şartı: En Az 20 Yıl Davasız ve Aralıksız Zilyetlik
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1113 E. ve 2021/1096 K. sayılı kararında; gerek Türk Medeni Kanunu’nda gerekse 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin süresinin nizasız ve fasılasız yirmi yıl olarak kabul edildiği ve kazanmayı sağlayan zilyetliğin lehine olan tarafça kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir.
Pratikte bu şu anlama gelir: Zilyetliği belgeleyen herhangi bir davanın, mahkeme kararının ya da resmi itirazın 20 yıllık süreyi kesmemiş olması şarttır.
3. Taşınmazın Niteliği: Özel Mülkiyete Elverişli Olması
Her tapusuz taşınmaz zamanaşımıyla kazanılamaz. Kadastro Kanunu’nun 18. maddesine göre orta malları, hizmet malları, ormanlar ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olup kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlar, tapuda kayıtlı olsun ya da olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilemez.
Dolayısıyla söz konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olup olmadığı, davadan önce titizlikle araştırılmalıdır.
4. Miktar Sınırlaması
Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, aynı çalışma alanı içinde belgesiz zilyetlikle kazanılabilecek azami miktarı şu şekilde sınırlandırır:
| Arazi Türü | Azami Miktar |
| Sulu toprak | 40 dönüm |
| Kuru toprak | 100 dönüm |
| İmar planı içindeki alanlar | Kazanım mümkün değil |
| Orman / kamu hizmet alanı | Kazanım mümkün değil |
İmar ve İhya Yoluyla Hak Sahipliği
Hangi Araziler İmar ve İhya Edilebilir?
Bir yerin imar-ihya ile kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazın orman sayılmayan, kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazilerden olması gerekir. Taşlık, orman sayılmayan çalılık, makilik ve fundalık gibi yerler imar ve ihyaya elverişlidir.
Buna karşılık aşağıdaki alanlar bu yolla edinilemez:
- Aktif akarsu yatakları, sit alanları ve imar planı kapsamındaki taşınmazlar
- Orman niteliği taşıyan ya da orman muhafaza karakteri bulunan makilik ve fundalık alanlar
- Tapuda herhangi bir kişi, kurum ya da Hazine adına kayıtlı taşınmazlar
Yargıtay Kararlarına Göre “İmar ve İhya” Ne Demektir?
Yargıtay içtihatlarında imar-ihya; tarıma elverişli olmayan araziyi masraf ve emek sarfıyla tarıma elverişli hale getirme olarak tanımlanmaktadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2018/5780 E. ve 2019/6258 K. sayılı kararına göre imar ve ihya tek başına taşınmazın mülkiyetinin kazanılması için yeterli değildir. Kadastro Kanunu’nun 17. maddesindeki yollama gereğince aynı Kanun’un 14. maddesinde belirtilen zilyetliğin nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla 20 yıldan fazla sürmesi gerekir; 20 yıllık süre imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren hesaplanır.
Dikkat edilmesi gereken pratik nokta şudur: Narenciye bahçesi oluşturmak, tarla açmak ya da toprak taşıyarak araziyi düzleştirmek gibi eylemler imar-ihya kapsamında değerlendirilebilir. Ancak bu eylemlerin ne zaman başladığı ve ne zaman tamamlandığı, tanık beyanları ile teknik bilirkişi raporlarıyla mahkemede ayrıca ispat edilmek zorundadır.
Tapusuz Araziler Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tapusuz arazinin vergisi olur mu?
Evet. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu uyarınca mülkün tapu sahibi yoksa vergi ödemesini yapması gerekenler arsa ya da binanın tahsis edildiği kişilerdir. Ancak emlak vergisi ödemek, kişiye hukuki mülkiyet hakkı kazandırmaz. Bu iki kavramı birbirine karıştırmak pratikte ciddi hak kayıplarına yol açar.
Tapusuz yere ev yapmak yasal mıdır?
Tapusuz bir arazi üzerine yapı inşa etmek, ruhsat alınmadan yapılan her türlü inşaatta olduğu gibi 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında hukuka aykırıdır ve yıkım kararıyla karşılaşılabilir. Yapı kayıt belgesi, yapıyı sisteme kaydettirse de yapının tamamen ruhsatlandırıldığı anlamına gelmez; bu belgede yanlış beyanda bulunmak ayrıca suç teşkil eder. Buna ek olarak tapusuz bir taşınmaz üzerindeki yapı ipotek gösterilemez, banka kredisine konu edilemez ve devri konusunda ciddi hukuki riskler taşır.
Hak Kaybı Yaşamamak İçin Profesyonel Destek Alın
Tapusuz taşınmazlarda mülkiyet edinme süreci; kanun maddelerini bilmekle değil, her aşamayı doğru yönetmekle tamamlanır. 20 yıllık zilyetliği ispat etmek, taşınmazın niteliğini tespit ettirmek, ilan süreçlerini takip etmek ve davayı doğru hasıma yöneltmek gibi teknik adımlar, herhangi birinde yapılacak bir hata tüm süreci başa döndürebilir.
Tapusuz taşınmazlarda mülkiyet edinme konusunda hukuki destek almak, yalnızca süreci hızlandırmaz; kazanılmış haklarınızın güvence altına alınmasını da sağlar. Hak sahipliğinizi belgeleyen tüm delillerle birlikte bir sakarya gayrimenkul avukatı ile görüşmeniz, en doğru ilk adımdır.

Av. Muhammed Ferhan
Avukat · Arabulucu · Hukuk Bürosu Kurucusu
Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Av. Muhammed Ferhan; gayrimenkul hukuku, miras davaları, icra iflas hukuku, boşanma davaları ve arabuluculuk alanlarında Sakarya'da müvekkillerine güvenilir hukuki destek sunmaktadır.
Av. Muhammed Ferhan Hakkında






