Gayrimenkul Hukuku – Miras Taksim Sözleşmesi

T.C. YARGITAY

7.HUKUK DAİRESİ

26.09.2023 TARİH

2022/3299 ESAS – 2023/4137 KARAR

 

MİRAS TAKSİM SÖZLEŞMESİ – TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI – ZİLYETLİK – MÜLKİYET HAKKI – MİRAS TAKSİM SÖZLEŞMESİNİN YASAL UNSURLARI

 

Taraflar arasındaki miras taksim sözleşmesinden kaynaklı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.12.2016 tarihli mal taksim sözleşmesine dayanarak davacının murisi tarafından ….. Köyü 41, 42 ve 43 sayılı parsellerin davacıya bırakıldığını, davacı tarafından 15 yıldır taşınmazların ekilip biçildiğini, ancak bu parsellerin davacının kardeşi…’un oğlu davalı … …’a yanlışlıkla tescil edildiğini belirterek ……. Köyü 41,42 ve 43 sayılı parsellerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescil edilmesini, ayrıca aynı köyde bulunan ve davacının maliki gözüktüğü 245 sayılı parselin de davalı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu edilen taşınmazların davalı tarafından ………….. satın alındığını, davacı ve davalıların murisi arasında taşınmazlar hakkında bir anlaşma yapılmadığını, davaya konu edilen taşınmazların mahsullerinin bir kısmını alması karşılığında davacı tarafından kullanıldığını, ancak müvekkilince sözleşmenin sona erdirilmek istenmesi üzerine davacı tarafından taşınmazlarda hak iddia edildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 14.12.2016 tarihli miras paylaşımına ilişkin belge incelendiğinde dava konusu taşınmazlara ilişkin herhangi bir bilgi olmadığı gibi belgeyi düzenleyenlerin imzalarının da bulunmadığı, bu nedenle belgenin kararda dikkate alınamayacağı, her ne kadar 41, 42, 43 sayılı parsellerin davacı tarafından kullanıldığı belirtilmişse de tek başına zilyetliğin taşınmaza malik olma sıfatını kazandırmayacağı, 245 sayılı parsel yönünden ise, kişi kendisine ait taşınmazı tapuda işlem yaparak devredilebileceğinden, bu hususta davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; öncelikli talepleri olan Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesinin kararda değerlendirilmediğini, yine taşınmazın ardı ardına muvazaalı satışlarla davalı adına tescil edildiğini ancak mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve…’un başka kardeşlerinin de bulunduğu, dolayısıyla tüm mirasçılar tarafından imzalanmayan ve sadece şahitlerin imzaladığı miras taksim sözleşmesinin hukuken geçerli olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ile karar verildiğini, itirazlarının göz önüne alınmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesinden kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 676 ncı maddesi “Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Av. Muhammed Ferhan
Yazar & Hukuki Danışman

Av. Muhammed Ferhan

Avukat · Arabulucu · Hukuk Bürosu Kurucusu

Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Av. Muhammed Ferhan; gayrimenkul hukuku, miras davaları, icra iflas hukuku, boşanma davaları ve arabuluculuk alanlarında Sakarya'da müvekkillerine güvenilir hukuki destek sunmaktadır.

Sizin İçin Yazdık

Hukuki konular hakkında derinlemesine bilgi almak için sizin için özenle hazırladığımız yazılarımızı okuyun.

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun İptali Davası

Bir borçlu, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazını yakınlarına devrediyor ya da banka hesaplarını boşaltıyorsa hukuk bu duruma kayıtsız…

Muvazaa Ne Demek ve Anlamı

Muvazaa Ne Demek ve Anlamı

Muvazaa, tarafların gerçek iradelerini gizleyerek üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla yaptıkları görünürde bir hukuki işlemi tanımlar. Türk hukukunda en…

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ve Cezası

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ve Cezası

Resmi belgede sahtecilik, Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suç kategorileri arasında yer alır ve kamu güvenini doğrudan zedeleyen…