Kiralanan Taşınmazın Tahliyesi Davası

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
04.04.2023 TARİH
2022/9769 ESAS – 2023/2304 KARAR

KİRALANAN TAŞINMAZIN TAHLİYESİ DAVASI – DAVALI TARAFÇA KİRA AKDİNE YA DA İMZAYA İTİRAZ EDİLMEMİŞ OLUP YALNIZCA KİRA SÖZLEŞMESİNİN TADİL EDİLDİĞİ BORCU OLMADIĞI YÖNÜNDE İTİRAZDA BULUNULDUĞUNUN İLERİ SÜRÜLMESİ

Alacaklılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafça kira akdine ya da imzaya itiraz edilmemiş olup, yalnızca kira sözleşmesinin tadil edildiği borcu olmadığı yönünde itirazda bulunulduğu, alacaklı, tahliye istediğine göre, borçlunun itirazının kaldırılmasını da istemiş olduğunun farz edilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklılar temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın alacaklılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı alacaklılar vekili dava dilekçesinde; birikmiş kira borçlarının ödenmesi için borçlular aleyhine adi kiraya ve hasılat kiralarına mahsus ilamsız takip başlattıklarını, ihtarlı ödeme emrinin borçlulara tebliğ edilmiş olmasına rağmen kira borçlarının ödenmediğini iddia ederek davalının taşınmazdan tahliyesini talep etmiştir.

Borçlular vekili cevap dilekçesinde; kira sözleşmesinin kurulmasından sonra şartların değişmesi nedeniyle tarafların 15.12.2019 tarihinde kira sözleşmesini tadil ettiklerini, müvekkillerinin kira ilişkisi nedeniyle borçları olmadığını, davalılardan …’un kiracı değil, kefil olduğunu beyan ederek davanın reddini, davacılar aleyhine %20’den az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı alacaklılar tarafından davalı borçlular aleyhine kira sözleşmesine dayanılarak ödenmeyen kira bedellerinin tahsili için tahliye talepli ilamsız takip yapıldığı, örnek no:13 ödeme emrinin davalı borçlulara 23.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 28.09.2020 tarihinde davalı borçlular tarafından icra takibine itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu, alacaklılar vekilince her ne kadar ıslah dilekçesi sunularak davanın konusunun itirazın kaldırılması ve tahliye olarak ıslah edilmesi talep edilmiş ise de icra mahkemelerinin dar yetkili mahkemeler olup tahliye davasında ıslah olamayacağı ve itiraz kaldırılmadan tahliye kararı verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Alacaklılar vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafça kira akdine ya da imzaya itiraz edilmemiş olup, yalnızca kira sözleşmesinin tadil edildiği borcu olmadığı yönünde itirazda bulunulduğu, alacaklı-kiralayanın dilekçesinde, takibin devamı ya da bu anlama gelen bir sözcük kullanmış olmasa dahi, tahliye isteminde bulununca, itirazın kaldırılmasını da istemiş olduğunun kabul edilmesinin daha doğru olacağını, borçlunun itirazı kaldırılmadan, takibe devam edilemeyecek ve tahliye gerçekleşemeyeceğinden alacaklı, tahliye istediğine göre, borçlunun itirazının kaldırılmasını da istemiş olduğunun farz edilmesi gerektiğini iddia etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dava konusu mecurun kirası ödenmediği için İstanbul … 6. İcra Dairesinin 2020/….8 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, icra takibinde “Haciz ve Tahliye” talep edildiği, itiraz için 7 gün, ödeme için 30 gün süre verildiği, ödeme emrinin borçlulara 23.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçluların 28.09.2020 tarihinde takibe itiraz ettikleri, davanın 24.11.2020 tarihinde açıldığı, davacıların, davalıların kira borcunu ödemediklerini belirterek mecurun tahliyesini talep ettikleri, mahkemece, davalıların borca itiraz ettikleri ve takibin durduğu, itiraz kaldırılmadan tahliye kararı verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davalılar aleyhine başlatılan icra takibine davalılarca yasal süresi içerisinde itiraz edildiği, davacı tarafça açılan davada yalnızca mecurun tahliyesinin talep edildiği, itirazın kaldırılması talep edilmeden yalnızca tahliye talep edilemeyeceği, itirazın kaldırılmasının ıslah yoluyla da talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle alacaklıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklılar temyiz isteminde bulunmuştur.

Alacaklılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafça kira akdine ya da imzaya itiraz edilmemiş olup, yalnızca kira sözleşmesinin tadil edildiği borcu olmadığı yönünde itirazda bulunulduğu, alacaklı, tahliye istediğine göre, borçlunun itirazının kaldırılmasını da istemiş olduğunun farz edilmesi gerektiğini iddia etmiştir.

Uyuşmazlık, kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.

2004 sayılı İİK’nın 269. ve devamı maddeleri, 6100 sayılı HMK’nın 357. maddesi.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklılar temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 04.04.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Av. Muhammed Ferhan
Yazar & Hukuki Danışman

Av. Muhammed Ferhan

Avukat · Arabulucu · Hukuk Bürosu Kurucusu

Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Av. Muhammed Ferhan; gayrimenkul hukuku, miras davaları, icra iflas hukuku, boşanma davaları ve arabuluculuk alanlarında Sakarya'da müvekkillerine güvenilir hukuki destek sunmaktadır.

Sizin İçin Yazdık

Hukuki konular hakkında derinlemesine bilgi almak için sizin için özenle hazırladığımız yazılarımızı okuyun.

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun İptali Davası

Bir borçlu, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazını yakınlarına devrediyor ya da banka hesaplarını boşaltıyorsa hukuk bu duruma kayıtsız…

Muvazaa Ne Demek ve Anlamı

Muvazaa Ne Demek ve Anlamı

Muvazaa, tarafların gerçek iradelerini gizleyerek üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla yaptıkları görünürde bir hukuki işlemi tanımlar. Türk hukukunda en…

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ve Cezası

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ve Cezası

Resmi belgede sahtecilik, Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suç kategorileri arasında yer alır ve kamu güvenini doğrudan zedeleyen…