Tasarrufun İptali Davasında Satış Miktarı

T.C. YARGITAY

4.HUKUK DAİRESİ

06.02.2023 TARİH

2022/11712 ESAS – 2023/1207 KARAR

 

TASARRUFUN İPTALİ DAVASI – İSPAT YÜKÜ – TAŞINMAZIN RAYİÇ BEDELİ SATIŞ DEĞERİ ARASINDAKİ FARK – TAŞINMAZA İLİŞKİN KİRA SÖZLEŞMESİ

 

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu … hakkında Bursa 4. İcra Müdürlüğü’nün ……. sayılı dosyası ile takip yaptıklarını, takibin kesinleştiğini alacağın tahsil edilemediğini, ancak borçlunun Bursa Osmangazi ilçesi, Soğanlı Mahallesi, … ada .. parsel sayılı taşınmazını alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak diğer davalıya devrettiğini belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.

Davalı … cevap dilekçesinde; … ile aralarında akrabalık ilişkisi olmadığını, gayri menkulü 155.000,00 TL’ye satın aldığını, 30.000,00 TL bedeli banka aracılığıyla ödediğini, 45.000,00 TL’yi de araç satış sözleşmesi ile verilen araçla ödediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2015/326 Esas, 2017/407 Karar sayılı kararıyla; bilirkişi raporu ile tespit edilen bedel, resmi senette yazı olan bedelin iki katından daha fazla olmadığından taşınmazın düşük bedelli olarak satıldığı hususu sübuta ermediği, davacı tarafça davalılar arasında akrabalık bağı olduğu ve muvazaalı işlem yapıldığı da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli ve 2018/1157 Esas, 2019/626 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin 19.02.2015 tarihinde borçlu … tarafından diğer davalı …’e 65.000 TL bedel karşılığında devredildiği, davalı taraf taşınmazın 155.000,00 TL bedelle satın alındığını öne sürmüşse de; belirtilen bedelin ödendiğinin yasal ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı, taşınmazın satış tarihi itibariyle gerçek değerinin 114.000,00 TL olduğu, dolayısıyla satış bedeli ile gerçek değer arasında fahişe yakın miktarda bir fark bulunduğu, davalı tarafın müşterek mülkiyete tabi 1/2 hisseli payı satış ve devrinin ifraza imkan vermediğini kabul ederek satın aldığı, yatırım amaçlı aldığını öne sürmüşse de, kanuni şufa hakkı ile karşı karşıya kalma ihtimali dikkate alındığında inandırıcı bulunmadığı, satış tarihinden yaklaşık 7 ay sonra yapılan haciz işleminde taşınmazda borçlunun boşandığı eşinin ikamet ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davacının istinaf talebinin kabulüne, HMK.’nun 353/1/b/2 maddesi gereğince Bursa … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/326 Esas, 2017/407 Karar sayılı kararının yeniden hüküm tesisi için kaldırılmasına, davanın kabulü ile Bursa İli, Osmangazi İlçesi, Soğanlı Mahallesi 3460 ada 15 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin davalı … tarafından diğer davalı …’e satışına ilişkin (19.02.2015 tarihli) tasarrufunun Bursa 4. İcra Müdürlüğü’nün ….. Esas sayılı takip dosyasına konu alacak ve eklentileriyle sınırlı olmak üzere iptaline, davacı alacaklıya bu taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.

  1. Dairenin 31.05.2021 tarihli ve 2021/1218 Esas, 2021/1998 Karar sayılı ilamı ile; Bölge Adliye Mahkemesince; satış bedeli ile gerçek değer arasında fahişe yakın miktarda bir fark olduğu, davalı …’in taşınmazı yatırım amaçlı aldığını öne sürmesine rağmen taşınmazın ½ hissesini satın aldığından kanuni şufa hakkı ile karşı karşıya kalma ihtimali dikkate alındığında bunun inandırıcı bulunmadığı, satış tarihinden yaklaşık 7 ay sonra yapılan haciz işleminde taşınmazda borçlunun boşandığı eşinin ikamet ettiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Somut olayda; dava konusu taşınmazın ½ hissesi 65.000,00 TL bedelle davalı borçlu tarafından davalı 3.kişi …’e 19/02/2015 tarihinde tapuda …; bilirkişi tarafından bu taşınmazın ½ hissesi için 114.000,00 TL rayiç bedel belirlenmiştir. Bu haliyle taşınmazın tapudaki devir bedeli ile gerçek değeri arasında mislini aşan bedel farkı oluşmamıştır. Bu durumda bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer ile tapuda gösterilen değer arasında bedel farkı bulunmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır. Öte yandan; İİK. nun 280. maddesine göre kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup, dava konusu taşınmazın yalnızca ½ hissesi satın alındığından kanuni şufa hakkı ile karşı karşıya kalma ihtimali de tek başına davalılar arasında kötü niyeti göstermeyecektir. Ancak; tasarruf tarihinden sonra taşınmazda davalı borçlunun boşanmış olduğu eşinin ikamet etmeye devam ettiği anlaşılmış ve Bölge Adliye Mahkemesince de bu durum gerekçe gösterilerek dava kabul edilmişse de; davalı 3.kişi …; taşınmazı yatırım amaçlı satın aldığını ve satın aldığı kişilerin taşınmazda bir süre daha oturmak istediklerinden kiraya verdiğini belirterek dosyaya kira sözleşmesi sunduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince, öncelikle davalılara bu kira sözleşmesine istinaden kira ödeyip ödemediğine dair delillerini sorması, varsa bunların dosyaya kazandırılması ve daha sonra dosyadaki maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak dava konusu tasarrufun İİK 280/1 madde gereğince iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.\” gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mernis adres kayıtlarında borçlunun eski eşi …’nin haciz adresinde 11.11.2016’ya kadar oturduğu, tanık olarak dinlenen …’nin beyanlarına göre davalı … ile konuşup kiracı olarak dava konusu taşınmazda oturma konusunda anlaştıkları, kira sözleşmesi yaptıkları, eski eşinin yaptığı sözleşmeden haberi olmadığı, kira bedellerini kendisinin ödediği, boşanmadan bir sene sonra da oradan ayrıldığının anlaşıldığı, davalı …’ın davalı borçluyla birlikte davacının zararına hareket ettiğine, borçlunun durumunu ve ızrar kastını bildiğine, bilebilecek durumda olduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı, davalı …’ın savunmalarının ikna edici delillerle ispatlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamında bahsi geçen ve kira bedellerinin ödenip ödenmediği hususunda araştırmaya konu olacak kişinin aslen davalı … olup, sunulması gereken kayıtların da satış tarihi olan 2015 yılından dava tarihine kadar olan sürece ilişkin olması gerektiğini, oysaki davalının dava red ile sonuçlandıktan sonra 2018 yılının 9. ayından sonraki kayıtları sunduğunu, taşınmazın kiraya verildiği iddia edilen 19.02.2015 tarihinden davanın açıldığı 28.07.2015 tarihine kadar hesap kayıtlarında herhangi bir kira ödemesinin bulunmadığı, bozma ilamı sonrası davalı …’ın eski eşi tanık olarak dinlenilmiş ise de tanık beyanlarının son derece taraflı olup mahkemece bu husus gözetilmeden ve çelişkilerin giderilmesi yoluna gidilmeden tanık beyanlarının hükme esas alınmasının hatalı ve hukuka aykırı nitelikte olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir

Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, dava konusu taşınmazın davalı 3.kişiye devredilmesinden sonra davalı borçlunun eski eşinin taşınmazda bir süre kiracı olarak oturmaya devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

 

Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Av. Muhammed Ferhan
Yazar & Hukuki Danışman

Av. Muhammed Ferhan

Avukat · Arabulucu · Hukuk Bürosu Kurucusu

Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Av. Muhammed Ferhan; gayrimenkul hukuku, miras davaları, icra iflas hukuku, boşanma davaları ve arabuluculuk alanlarında Sakarya'da müvekkillerine güvenilir hukuki destek sunmaktadır.

Sizin İçin Yazdık

Hukuki konular hakkında derinlemesine bilgi almak için sizin için özenle hazırladığımız yazılarımızı okuyun.

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun İptali Davası

Bir borçlu, alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazını yakınlarına devrediyor ya da banka hesaplarını boşaltıyorsa hukuk bu duruma kayıtsız…

Muvazaa Ne Demek ve Anlamı

Muvazaa Ne Demek ve Anlamı

Muvazaa, tarafların gerçek iradelerini gizleyerek üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla yaptıkları görünürde bir hukuki işlemi tanımlar. Türk hukukunda en…

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ve Cezası

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ve Cezası

Resmi belgede sahtecilik, Türk Ceza Kanunu’nun en ağır suç kategorileri arasında yer alır ve kamu güvenini doğrudan zedeleyen…